Birşeyler yapmaya başlayın

Posted: Mart 5th, 2010 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı, İnternet, İş | Tags: , | No Comments »

Yeteri kadar uzun süredir bu işi yapıyorsanız, eminim size de sıklıkla  “müthiş” fikirlerle gelenler oluyordur.

Hepimizin “Ben eBay’i düşünmüştüm. Eğer zamanında hareket etseydim, şimdi milyarder olmuştum” diyen arkadaşları vardır. Bu çok hazin ve hayali bir düşünce. eBay’i düşünmüş olmakla, gerçekten eBay’i yapmak apayrı şeyler. Ne düşündüğünüz, ne söylediğiniz yada ne planladığınız önemli değil, önemli olan ne yaptığınızdır.

Fikirlerinizin önemli olduğunu mu düşünüyorsunuz? Öyleyse gidin ve bunları satmayı deneyin, ne kadar ettiğini görün. Çok fazla etmediğini göreceksiniz. Gerçekten birşeyler yapmaya başlayana dek, o parlak fikriniz sadece bir fikirdir. Ve herkeste de onlardan birer tane var.

Jason Fried & David Heinemeier Hansson, REWORK


Hepimiz Web’iz, Web biziz.

Posted: Şubat 9th, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Kansas State Universitesi Kültürel Antropoloji Yardımcı Profesörü Michael Wesch, web’in ilk zamanlarından günümüze kadar, web’le olan hikayemizi anlatmış, hem de hiç konuşmadan.


Web 2.0 konusunda neden yazmıyorum?

Posted: Ocak 27th, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Kendisine her zaman saygı duyduğum üstat Paul Graham, kendisiyle yapılan Web 2.0 söyleşisinde internetin geleceğiyle ilgili şunları söylemiş:

Web 3.0 gibi birşeyin olacağından şüpheliyim. Bence o kadar çok insan yeni teorileri için “Web 3.0″‘ı kullanıyor ki zamanla bu kelime güvenilirliğini kaybedecek, ve bu ismi hakedecek derecede büyük bir değişimin zamanı geldiğinde kimse bu terimi kullanmak istemeyecek. “Web 2.0″ zaten güvenilirliğini yitirme noktasına geldi… “Web 3.0″ muhtemelen şimdiden öldü.

Temel soru olarak, evet, kesinlikle her dâim geçerli olacak eğilimler var. Birisi kullanıcılara odaklanmadaki artış. Bunun umut veren birkaç çeşidi var. En belirgin olanlar tamamen kullanıcılardan oluşan sosyal ağlar. Ama daima alt türler de olacak–önemli haberlerin kullanıcıların oylarıyla belirleneceği haber siteleri, örneğin Digg ve Reddit, ve insanların kendi şeylerini gönderdikleri, Blogger ve artık YouTube gibi siteler. Bu “şeyler” bugün “user-generated content” olarak adlandırılıyor ama artık bir kabul halini aldığında daha kısa bir isimle anılır olacaktır.

Devam edecek diğer bir eğilim web-temelli yazılımlar. Bu doksanlarda başladı, ancak bugün bununla ilgili o kadar çok şey yapabiliyoruz ki geleceğin burada olduğunu herkes görebilir– hatta Microsoft. Bence 20 yıl içinde insanların kullandıkları yazılımların çoğu sunucularda çalışıyor olacak.

Aynı zamanda devam edecek sosyal bir eğilim de var: yeni işletmeler giderek iş adamları yerine teknisyenler tarafından idare edilmeye başlanacak. Pek çok diğer alanda olduğu gibi, Google gelecek için bir örnek. Google’da yazılım uzmanları hakim, ve bu yüzden Google kazanıyor.

Balon (dot gone furyasından bahsediyor) döneminin yeni işletmelerinin en temel özelliği, önce iş adamları tarafından kurulması, daha sonra bunların kendilerine fikirlerini uygulayacak yazılım uzmanları aramasıydı. Bu model 1960′da işe yaramış olabilir, ama 1998′de pek işe yaramadı, ve her geçen yıl bu daha da iyi anlaşılıyor. Bence gelecek yazılım uzmanlarının. Teknoloji hiç olmadığı kadar iş dünyasının bir elemanı haline gelmiş durumda, ve tabii ki güç yönetim yada finansta uzman olanlardan çok bu alanda uzman olanlara geçmeye başlamış durumda.

Yazmaya ara verdiğim 3 senelik dönemde bana sorulan ve en çok merak edilen konulardan birisi Web 2.0 oldu. Powazek‘i hayatında duymamış adamların “user-generated content”ten bahsettiği, bazı seminerlerde bazı sitelerle ilgili cadı avına çıkıldığı, Web 2.0 hakkında saatlerce konuşulup, sonunda “eee, yani?” denilen seminerle dolu çok konuşulup anlamlı tek tük lafın edildiği bir dönemde, ortalıktaki bu bulanıklık beni bir yandan eğlendiriyor, bir yandan da yazmamakta ne kadar haklı olduğumu gösteriyor.

Mehmet‘in sitesinde henüz yapı olarak bizde temelleri olgunlaşmamış modellerin yurtdışından iyice anlaşılmadan alınmasıyla ilgili fikrimi yazmıştım. Ama hala “context”i dikkate almadan, kolaycılık konusunda ısrarlı olanlara yeni eğilimlerle ilgili bunun gibi araçları öneriyorum.

Daha önceleri bu sitede nasıl XHTML, semantik web, web standartları, topluluk kavramı, marka ve tasarım konularından bahsettiğimiz halde Mozilla muhabbetlerine hiç girilmediyse, Google çığırtkanlığı yapılıp, Microsoft eleştirilmediyse bundan sonra da semantik web, kullanıcı odaklı tasarım, web standartları, topluluk siteleri, marka ve tasarım konularından bahsederken, “user-generated content”, kullanıcı odaklılık, istemci taraflı scriptlerdeki yaygınlık = Web 2.0, semantik web ve web standartları = Web 3.0 gibi kolaycı eşitlikleri siz kendi kafanızda kurmak durumunda kalacaksınız.


Web 3.0

Posted: Mart 19th, 2006 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Web 3.0, Jeffrey Zeldman yazmış.

To you who are toiling over an AJAX- and Ruby-powered social software product, good luck, God bless, and have fun. Remember that 20 other people are working on the same idea. So keep it simple, and ship it before they do, and maintain your sense of humor whether you get rich or go broke. Especially if you get rich. Nothing is more unsightly than a solemn multi-millionaire.

To you who feel like failures because you spent last year honing your web skills and serving clients, or running a business, or perhaps publishing content, you are special and lovely, so hold that pretty head high, and never let them see the tears.

As for me, I’m cutting out the middleman and jumping right to Web 3.0. Why wait?


İnternet Üzerinde İletişim Özgürlüğü Üzerine…

Posted: Haziran 10th, 2003 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 28.05.2003 tarihli “İnternet Uzerinde Iletisim Ozgurlugu Uzerine Deklarasyonu”nunun sayın Av. Beyza Banu Özdilek tarafından İngilizce ve Fransızca metinlerden karşılaştırmalı olarak çevirilmiş versiyonu aşağıdadır.

Yapılan öneri ve düzenlemeler, AB sürecindeki Türkiye’deki benzer durumlarda rehber olacak nitelikte olduğundan, incelemenin faydası olduğunu düşünüyorum.

Sayın Ali Osman Özdilek‘e bu metnin bana ulaşmasını sağladığı için teşekkür ederim.

İnternet Üzerinde İletişim Özgürlüğü Üzerine Deklarasyon *

(Strazburg, 28.05.2003)

(Bakanlar Delegelerinin 840. toplantısında, Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilmiştir. )

Avrupa Konseyi’nin üye devletleri,

İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunması Konvansiyonu’nun 10. maddesinde garanti edilmiş olduğu gibi üye devletlerin ifade ve bilgi özgürlüğü temel hakkı taahhüdünü hatırlayarak;

İnternet üzerinde bilginin özgür dolaşımının ve ifade özgürlüğünün yeniden onaylanması gerekliliğini gözönünde bulundurarak;

Aynı zamanda İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunması Konvansiyonu’nun 10. maddesinin 2. paragrafı gereğince bilgi ve ifade özgürlüğü ile diğer yasal hak ve çıkarlar arasında bir denge kurulması gerekliliğinin farkında olarak;

Bu bakımdan, siber içerikle ilgili “kendiliğinden düzenleme” üzerine Rec (2001) 8 sayılı tavsiye kararı ve Sibersuç Üzerine Konvansiyon’u hatırlayarak;

Ayırca Kitle İletişim Politikları Üzerine 5.Avrupa Bakanlık Konferansı’nın 1 numaralı kararını hatırlayarak ( Selanik, 11-12 Aralık 1997 );

Demokratik ilkelere aykırı olarak, politik sebepler veya diğer nedenlerle, internet üzerinde iletişime kamunun erişimini sınırlayan girişimlerden kaygı duymuş olarak;

Sınırlara bakılmaksızın, internet üzerindeki iletişimlerin bu öncelikli kontrolünün bir istisna olarak kalması gerektiğini kesin biçimde ifade etme gerekliliğine inanmış olarak;

Ayrıca internete kişisel erişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması ve böylelikle yeni iletişim ve bilgi hizmetleriyle ilgili olarak topluluğun müşterek görevleri üzerine R(99) 14 sayılı Tavsiye Kararı’na uygun olarak, kamu erişim noktalarını iyileştirmek için halihazırda alınmış olan önlemlerin tamamlanması konusunda bir ihtiyacın bulunduğunu gözönüne alarak;

İnternet yoluyla sağlanan hizmetleri tesis etme özgürlüğünün kullanıcıların yerli ve yabancı kaynak çeşitliliğinden çoğulcu biçimde içeriğe erişim hakkını garanti etmesine katkıda bulunacağına inanmış olarak;

Ayrıca, yalnızca iletici olarak hareket ettiklerinde veya iyiniyetle üçüncü tarafın içeriğini sunduklarında veya buna erişim sağladıklarında servis sağlayıcıların sorumluluğunun sınırlanmasının gerektiğine ikna olmuş olarak;

Bu bakımdan özellikle iç pazarda elektronik ticaret (Elektronik Ticaret Üzerine Yönerge) olmak üzere, bilgi toplumu hizmetlerinin belirli yasal görünümleri üzerine Avrupa Parlamentosu’nun ve 8 Haziran 2000 Konseyi’nin 2000/31 EC sayılı Yönergesi’ni hatırlayarak;

İnternet üzerindeki iletişim özgürlüğünün insan haysiyetine, insan haklarına ve başkalarının özellikle de reşit olmamış küçüklerin temel özgürlüklerine zarar vermemesi gerektiğini vurgulayarak;

İnternet kullanıcılarının kimliklerini ifşa etmeme isteklerine saygılı olma ile hukuku uygulayan otoritelerin cezai eylemlerden sorumlu kişileri ortaya çıkarma ihtiyaçları arasında bir dengenin kurulmasının zorunlu olduğunu dikkate alarak;

İnternet üzerinde yasal olmayan bir içerikle karşılaşıldığında, servis sağlayıcıların hukuku uygulamakla görevli yetkililerle işbirliği yapma çabalarını memnuniyetle karşılayarak;

Bu tip içeriğe karşı mücadelede bu yetkililerle yapılacak işbirliğinin önemini kaydederek;

İnternet üzerinde iletişim alanında aşağıdaki prensiplere bağlı kalmaya gayret edeceklerini deklare ederler:

Prensip 1) İnternet için içerik kuralları

Üye devletler, internet üzerindeki içeriği diğer içerik dağıtım araçlarına uygulanandan daha fazla bir sınırlamaya tabi tutmamalıdırlar.

Prensip 2) “Kendiliğinden düzenleme” veya “birlikte düzenleme”

Üye devletler internet üzerinde yayılan içeriğe ilişkin olarak yapılacak “kendiliğinden düzenleme”yi veya “birlikte düzenleme”yi teşvik etmelidirler.

Prensip 3) Öncelikli devlet kontrolünün yokluğu

Kamu otoriteleri, sınırlar dikkate alınmaksızın genel bloklama veya filtreleme önlemleri yoluyla kamunun internet üzerindeki bilgiye veya diğer iletişimlere erişimine engel olmamalıdırlar. Bu durum, okullar ve kütüphaneler gibi özellikle küçüklerin erişimine açık yerlerde küçüklerin korunması için filtrelerin kurulumunu engellemez.

İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunması Konvansiyonu’nun 10. maddesinin 2. paragrafındaki koruyucu hükümlere riayet edilmesi şartıyla, yetkili ulusal otoritelerin internet içeriğinin yasadışılığı hakkında geçici veya nihai bir karar almış olmaları halinde, bu açıkça belirlenebilir internet içeriğinin kaldırılmasını veya alternatif olarak bu içeriğe erişimin önlenmesini zorlayıcı önlemler alınabilir.

Prensip 4) Bireylerin bilgi toplumuna katılımının önündeki engellerin kaldırılması

Üye devletler, kişiler arasında fark gözetmeyen bir temelde karşılamaya gücünün yeteceği bir ücret dahilinde herkesin internet bilgi ve iletişim hizmetlerine erişimini canlandırmalı ve teşvik etmelidirler. Ayrıca örneğin kişisel web siteleri kurmak ve işletmek yoluyla kamunun aktif katılımı hiçbir resmi izine veya benzer etkiye sahip diğer gerekliliklere tabi olmamalıdır.

Prensip 5) İnternet yoluyla hizmetlerin sağlanması özgürlüğü

İnternet yoluyla servislerin sağlanması, yalnızca kullanılan iletim araçları nedeniyle özel izin rejimlerine tabi tutulmamalıdır.

Üye devletler, kullanıcıların ve sosyal grupların farklı ihtiyaçlarını gözönünde bulunduran servislerin çoğulcu bir biçimde internet yoluyla sunumunu teşvik edecek önlemleri araştırmalıdırlar. Servis sağlayıcıların onlara ulusal ve uluslararası telekomünikasyon ağlarına fark gözetmeyen biçimde erişimi garanti eden düzenleyici bir çerçevede işletim yapmalarına izin verilmelidir.

Prensip 6) Servis sağlayıcıların internet içeriğinden sınırlı sorumluluğu

Üye devletler ne servis sağlayıcıların erişim verdiği, ilettiği veya depoladığı internet üzerindeki içeriğin izlenmesi ne de yasadışı faaliyetlerin göstergesi olan olaylar veya koşulların aktif olarak araştırılması genel zorunluluğunu servis sağlayıcıların üzerine yüklememelidirler.

Üye devletler, işlevleri ulusal hukukta tanımlandığı üzere bilginin iletimi veya internet erişimin sağlanmasıyla sınırlı olduğunda servis sağlayıcıların internet üzerindeki içerikten sorumlu tutulmamalarını temin etmelidirler.

Servis sağlayıcıların işlevlerinin daha geniş olduğu ve 3. kişilerden kaynaklanan içeriği depoladıkları durumlarda, eğer servis sağlayıcılar onların ( bilgi veya servislerin ) ulusal hukukta tanımlandığı üzere yasadışı özelliklerinden veya bir zarara uğrama iddiası karşısında faaliyetin veya bilginin yasadışılığını ortaya çıkaran olaylardan veya koşullardan haberdar olur olmaz bilgiye veya servislere erişimi önlemek veya bunları kaldırmak için süratle hareket etmezlerse, üye devletler servis sağlayıcıları müşterek sorumlu tutabilirler.

Bir önceki paragrafta belirtildiği üzere servis sağlayıcıların ulusal hukuk uyarınca yükümlülüklerini tanımlarken, herşeyden önce kullanıcıların bilgiye ulaşmadaki benzer hakları kadar, bilgiyi ulaşılabilir hale getirenlerin ifade özgürlüğüne de saygı göstermek için yeterli özen gösterilmelidir.

Her halükarda, servis sağlayıcılardan olanaklı olduğu ölçüde hukukun ihlalini önlemelerinin veya sona erdirmelerinin istendiği durumlarda, sorumluluğun yukarıda bahsedilen sınırlamaları resmi kararların yayımlanması imkanını etkilememelidir.

Prensip 7) Anonimlik

Çevrimiçi gözetime karşı korumayı garantiye almak ve bilgi ve düşüncelerin özgür ifadesini çoğaltmak amacıyla üye devletler, internet kullanıcılarının kimliklerini ifşa etmeme isteklerine saygı göstermelidirler. Bu durum, üye devletlerin ulusal hukuk, İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunması Konvansiyonu ve polis örgütleri ve yargı alanındaki diğer uluslararası sözleşmeler gereğince gerekli önlemleri almalarını ve cezai eylemlerden sorumlu olanların izini sürmek amacıyla işbirliği yapmalarını engellemez.

* (Deklarasyonun İngilizce ve Fransızca metinlerinden karşılaştırmalı olarak Av.Beyza Banu Özdilek tarafından çevrilmiştir. Montreal, Haziran 2003)


Online marka isimleri

Posted: Ekim 27th, 2002 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Mevcut şirketlerin websiteleri yaptırdıklarında nelere dikkat etmesi gerektiği üzerine yazılar yayınlamıştık. Yeni bir online marka oluşturma ise, benzer özellikler gösterse bile, markalandırma, imajın oluşturulması gibi süreçler açısından mevcut bir şirketin sitesinin yapılmasından farklılıklar gösteriyor.

Marka isimlerinin marka değerlerini yansıtmaları, muhakkak ki esaslardan birisi. Şirketler marka ismi seçimlerini sadece domain adının mevcûdiyetine bağlı olarak vermemelidirler diyor, Daniel Letts. O, eski domain kapma döneminin çoktan sonra erdiğini, ve artık ismin markanın kendisiyle ilgili birşeylere işarat etmesi gerektiğini vurguluyor.

Daniel Letts, domain adlarının sadece markanın daha iyi işlemesini sağlayacak, onun daha kolay hatırlanmasını sağlayacak, bulunmasını kolaylaştıracak sürecin bir parçası olduğunu söylüyor. Hesaba katılması gereken diğer stratejik noktalar markanın online inşası ve markanın neden orada olduğu, ne yaptığı ve kimleri çektiğinin açık bir analizi olmalıymış. Ancak bu faktörler doğru şekilde gözden geçirildikten sonra, markanın online sunumu, mizanpaj, renkler, web site içeriği ve kullanışlılık konuları hakkında düşünmeye başlayabilirsiniz, diyor.


Online gizlilik endişeleri

Posted: Ekim 1st, 2002 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

AT&T, internet kullanıcılarının “online gizlilik” konusundaki hassasiyetlerini anlamak için bir araştırma yapmış. Araştırma sonucunda ortaya pekçok ilginç bulgular ortaya çıkmış. Örneğin, özellikle formların doldurulmasının yada yanlış doldurulmasının nedeni ile ilgili bulgu, benim de pek çok formu doldurup doldurmama konusunda dikkat ettiğim bir etken.

Ortaya çıkan bulgulardan birkaç ilginç madde:

  • Araştırmaya katılanların %11′i telefon numaralarını verirken rahat olduklarını söylerken, %76’sı eposta adreslerini verdiklerinde genelde rahat olduklarının söylemiş.
  • Katılanlardan %54′ü tam isimlerini vermekten rahatsızlık duymuyormuş.
  • Online formların doldurulmaması yada yanlış doldurulması için öne sürülen en büyük neden, elde edilen bilgilerin niçin kullanılacağının belirtilmemesi imiş. (%96’sı böyle söylemiş) . Daha az geçerli sebep olarak ise, web sitelerinin “gizlilik belgesi” içermemesi (%49) gösterilmiş.
  • Katılımcılardan bir kısmı, web sitelerinin gizlilik belgelerinde vaad ettikleri şeylere gerçekten uyup uymadıkları konusunda şüpheli imiş.
  • Araştırmanın uygulandığı kişilerin %52’si, kukilerin kullanımıyla ilgili endişelerinin olduğunu belirtmiş.

Designbeefnoktacom

Posted: Eylül 8th, 2002 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Yeni şeyler yaratma sorumluluğunda olan kişilerin en büyük dertleri genelde müşterileri ve patronları ile oluyor. Designbeef.com bu fikirden yola çıkmış ve bizler için, hizmetinde çalıştığımız patronumuz yada müşterimiz hakkında atıp tutabileceğimiz bir yer oluşturmuş.

Sitenin açılışındaki karşılama yazısı şöyle diyor:

“Kötü bir gün mü geçirdiniz? Tasarımın ne olduğunu bildiğini zanneden bir sürü müşteriyle mi uğraştınız? Konuşmaya mı ihtiyacınız var? DesignBeef.com tam size göre.”

Sitede, müşterileriniz, patronlarınız, iş arkadaşlarınız hakkında içinizi dökebileceğiniz bir forum ve içini döken diğer tasarımcıların hazırladığı çok güzel postkardlar ve duvar kağıdları mevcut.

Ayrıca isterseniz siz de kendi ürünlerinizi siteye gönderebiliyorsunuz.


İnternette yazım rehberi

Posted: Ocak 23rd, 2002 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

aftermath yazarken‘i hazırlayarak hem bildirgeç, hem diğer Türk siteleri için büyük bir açığı doldurmuştu.

Aslında şu an bile internet -hâlâ- daha çok metne dayalı bir platform olmasına rağmen, henüz internet kullanıcıları/yazarları için hazırlanmış ortak bir yazım kılavuzu yok. Mevcut yazım kılavuzuları daha çok “amaca/siteye yönelik” hazırlanmış şeyler (yazarken‘de olduğu gibi).

Burada, Merriam-Webster, Economist Style Guide, The Elements of Style, iTools Lanuage Tools, Foldoc kullanılarak internette yazan kişiler için klasik medya araçlarında kullanılandan farklı olan yazım kurallarını içeren bir rehber hazırlanmış. Mükemmel bir şey değil, ama kapsam ve anlaşılırlık açısından şidiye kadar gördüklerim arasında en iyisi. Rehberde tire, “emoticons”, kesirler, şirket isimleri, büyük/küçük harf, kısaltmalar, linklerin kullanımı gibi daha birçok konuda yazım önerileri var.

Ayrıca, rehber internette yazarken dikkat edilmesi gereken temel birkaç ilke de sıralamış:

  • Asıl konudan bahsedin. Uzun cümleler ve tabirler yerine, kısalarını kullanmaya çalışın, gereksiz kelimeler kullanmayın.
  • Basit olsun. Bir düşünceyi bir kerede anlatın, ve düz bir yazı dili kullanın.
  • Bir anlam ifade etmiyorsa, metaforlar, karmaşık cümle yapıları, teknik terimler kullanmayın, dil oyunlarından kaçının.
  • Alaycı ve küçümseyici sözler kullanmaktan kaçının; yapamadığınız durumlarda bunu söylemekten çekinmeyin.
  • Okuyucularınızın yazdıklarınızdan hangisinin sizin fikirleriniz, hangisinin alıntı olduğunu bilmelerine izin verin, başka yerden bir alıntı yaptığınızda bunu belirtin.

Zaman makinası nasıl çalışıyor?

Posted: Ocak 22nd, 2002 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İnternet | No Comments »

Geçtiğimiz Kasım’da hepimize “olur mu, canım?” dedirten, hem fikir hem de uygulama olarak internet’teki en büyük yenilikler birisi “Wayback Machine“.

Bütün o kafa bulandıran yapısın altında sitenin veritabanında 100-terabyte’lık bir bilgi 400 ayrı makinada saklanıyormuş. Ve bir kıyas yapılacak olursa, bu boyutlarla Wayback Machine arşivi 20 milyon kitaplı Library of Congress‘ten yaklaşık 5 kat daha büyük bir içeriği sahipmiş. (şimdilik tabii.)

Bu sitenin fikir babası Brewster Kahle ile yapılan röportajda , bu kütüphanenin ne kadar yer kapladığı, bilgilerin kaç makinada tutulduğu, kullanılan makineledeki işletim sistemi, siteleri dolaşıp kopyalarını alan yazılımın dili, kendilerinin “open-source” hakkındaki düşünceleri vs. gibi kafanızdaki birçok soruya yanıt bulabileceksiniz.