Posted: Şubat 27th, 2004 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı | No Comments »
Adının ilk defa duduğunu, yada ilk kez gördüğünüz bir web sayfası hakkında nasıl bilgi alırsınız?
- Eğitilmiş bir gözünüz varsa, tasarım ilk bakışta biraz fikir verebilir.
- Teknik açıdan ilgiliyseniz, kullanılan teknoloji size sitenin güvenilirliği hakkında ipucu verebilir.
- Sitenin kullanımı kolay mı, kullanım senaryosu iyi düşünülmüş mü? Bunlar size yapanların profesyonel olup olmadığını söyleyebilir.
- Yazım hataları, kullanılan dil gibi içerikle ilgili özellikler sitenin ciddiyetini gösterir.
Ancak şüphesiz ki, bir site ile ilgili yukarıda saydğım yöntemlerle edinebileceğiniz bilgilerin bir sınırı vardır. Örneğin bir sitenin güvenilirliği hakkında, koduna, kullanılan teknolojiye bakarak bir fikir edinebilirsiniz belki ama sitede, site sahipleri hakkında daha detaylı bilgi almak, sitenin ne zamandır yayında olduğunu öğrenmek vs. gibi bilgileri (yukarıda saydıklarım daha çok kullanıcı deneyimine dayalı şeylerdi) alabileceğiniz bir “Hakkımızda” sayfasının olması işinizi kolaylaştırır.
The Nielsen Norman Group kullanıcıların websitelerindeki şirket bilgilerini nasıl yorumladıklarını anlamak için 15 şirketi içeren bir çalışma yapmış.
Yazının tamamını okursanız çok ilginç bulgular olduğunu farkedeceksiniz, ben sadece ilginç gelen bazılarını veriyorum:
- Genel olarak bilgiyi bulmadaki başarı oranı %70.
- Kullanıcılar özellikle şirketin üst düzey yöneticileri(%59), erişim bilgileri(%62), şirketin felsefesi(%59) ve şirket geçmişi(%58) gibi temel şirket bilgilerini bulmada zorluk çekiyorlar.
- Kullanıcılar alakasız bir isimle bağlantılandırılmış yada reklam gibi görünen resimlerin çevresine yerleştirilmiş şirket bilgilerini bulmada zorlanıyorlar.
- Kullanıcılar şirketin ne yaptığını anlamada oldukça başarılılar(%90).
- Hükümet bürolarının siteleri ise bu konuda en kötü durumdalar.
Posted: Şubat 21st, 2004 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı | No Comments »
Jakob Nielsen “Homepage Usability” kitabında bahsettiği kullanışlılık prensiplerinin en sık ihlal edilen 10′undan bir “top 10″ listesi hazırlamış:
- Sitenizin kullanıcılarınıza ne tür değer sunduğunu ve hizmetlerinizin rakiplerinizden farkını vurgulayın.
- Kullanııların sayfa boyutunu aarlamalrına imkan tanıyan “likit” görünüm kullanın.
- Ziyaret edilen ve edilmeyen linkleri belli etmek için farklı renkler kullanın.
- Sitenizi dekore etmek için değil, içeriği göstermek için için imaj kullanın.
- Sitenin bir köşesine şireketinizin yada sitenizin ne yaptığını anlatan bir açıklama yazın.
- Sitedeki son değişikliklere ana sayfadan kolayca ulaşılabilmesini sağlıyacak bir senaryo oluşturun.
- Sayfa başlıklarında içerikle ilgili ipuçları kullanın.
- Arama bölümlerine başlık koymak yerine, arama kutucuğunun hemen yanına “Arama” butonu koyun.
- Hisse senedi değerlerini verirken, sadece kazanılan yada kaybedilen puanı değil, yüzdeyi de verin.
- Ana sayfadan ana safaya aktif link koymayın.
Posted: Şubat 6th, 2004 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı | No Comments »
Kullanışlılık konusunda danışmanlık hizmetleri veren UIE insanların tipik bir üç sütunlu web safasını nasıl gözlediklerini takip etmek amacıyla bir göz takibi çalışması gerçekleştirmiş.
Çalışmada ortaya çıkan temel bazı bulgular şunlar:
- Kullanıcılar öncellikli olarak orta sütuna, sonra sol sütuna, en son olarak ta sağ sütuna göz atıyorlar.
- Kullanıcılar asıl sayfa olarak orta sütunu kabul ediyorlar, ek ilgiye ihtiyaç duyduklarında sol ve sağ sütunlara bakıyorlar.
- İlginç bir bulgu da kullanıcıların sitede neyi nerede bulabildiklerini kısa sürede öğrenmeleri. Araştırmaya göre kullanıcılar, görevleriyle ilgili bilgiyi nerede bulacaklarını ve reklamlar gibi işleriyle alakasız alanları nasıl göz ardı edeceklerini kısa zamanda öğreniyorlar.
- Kullanıcılar ancak sayfanın “layout”unun değiştiği durumlarda, bir sayfa ile ilgili göz atma stratejilerini değiştiriyorlar. Örneğin, e?’yi takip eden bir kullanıcı, orta sütunda ana içeriğin yer aldığını, orta üstte reklam ve onun altında da üye menüsünün olduğunu biliyor. Kullanıcı, sayfayı açtığında ilk olarak orta kısma bakıyor, yeni bir şey yoksa sağdaki yeni yorumlar kısmına bakıyor. (Özellikle anket eklenene kadar)Sol menü yalnızca konular arası dolaşım gerektiğinde kullanılıyor. İnanıyorum ki, sağ menüdeki “Nedir?” kısmında ufak değişiklikler yapsam uzun süre kimse farkına varmaz.
- Kullanıcılar tamamıyla incelemeden, önceki deneyimleri ve beklentilerine dayanarak sayfanın içeriğinin alakalı olup olmadığına karar veriyorlar. Yani her zaman reklam olan bir bölümdeki reklamın yerine benzer görünümde bir bilgi yerleştirildiği takdirde, bu bilginin reklam sanılıp göz ardı edilmesi ihtimali büyük.
- Kullanıcılar içerikle ilgileniyor olsalar bile, sitedeki reklamlar kullanıcıların üzerinde çalıştıkları işleriyle ilgili ise onlar için çekici olabiliyor.
Posted: Şubat 4th, 2004 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı | No Comments »
Eğer son iki üç senedir web sitesi tasarımıyla uğraşıyorsanız, iş görüşmelerine katılmış, tasarım firmaları yöneticileri yada pazarlamacılarıyla konuştuysanız, şu ve benzer sözleri mutlaka duymuşsunuzdur:
“Bu sitedeki herşey üç tıklama ile ulaşabilmeliyim”.
Kötü haber şu: o kadar zaman “üç tık kuralı”nı dinledikten ve pek çok müşterinizin pojesinde bir gereklilik olarak kullandıktan sonra, UIE kısa zaman önce bu kuralın doğru olmadığının farkına varmış. 620 görevi yerine getirmeye çalışan 44 kullanıcının hareketleri incelendiğinde, UIE şu çıkarımlara varmış:
- Kullanıcıların tıklama sayıları ile aradıkları içeriği bulma süreleri arasında hiçbir korelasyon yok.
- Bir kullanıcının 3 tıklama yada 12 tıklama sonucu siteden ayrılması arasında hiçbir bağlantı yok.
- Genel olarak kullanıcıların 15 tıklamadan sonra görevlerini 80% oranında tamamlayabildikleri görülüyor.
- Ve hepsinden önemlisi, kullanıcıların aradıkları içeriğe kaç tıklama ile ulaştıklarıyla, belirttikleri tatmin miktarı arasında hiçbir korelasyon yok.
Sonuç olarak UIE, “kullanıcılar için tıklama sayısı önemli değil, önemli olan aradıklarını bulup bulamadıklarıdır.” diyor.