Tasarlanmış ortamlar

Posted: Mart 9th, 2010 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Tasarım, Toplum | No Comments »

Kumarhanelerden bahsediyor:

“… gelişmiş hayvan besiciliğinde de inekleri ve koyunları rahat ettirmek için aynı teknikler kullanılıyor.

Loş ışıklar, hafif müzik, labirentli geçitler hepsi nesneyi ağıllara veya bu durumda kumar makinelerine götürüyor.

Hiçbir yerde saat veya pencere yok, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Uyanık kalmanız için ortama sürekli oksijen pompalanıyor.

Ve sürekli çalan ziller ve sirenler birileri sürekli kazanıyormuş hissi veriyor.”

Patrick Jane, The Mentalist


Birşeyler yapmaya başlayın

Posted: Mart 5th, 2010 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı, İnternet, İş | Tags: , | No Comments »

Yeteri kadar uzun süredir bu işi yapıyorsanız, eminim size de sıklıkla  “müthiş” fikirlerle gelenler oluyordur.

Hepimizin “Ben eBay’i düşünmüştüm. Eğer zamanında hareket etseydim, şimdi milyarder olmuştum” diyen arkadaşları vardır. Bu çok hazin ve hayali bir düşünce. eBay’i düşünmüş olmakla, gerçekten eBay’i yapmak apayrı şeyler. Ne düşündüğünüz, ne söylediğiniz yada ne planladığınız önemli değil, önemli olan ne yaptığınızdır.

Fikirlerinizin önemli olduğunu mu düşünüyorsunuz? Öyleyse gidin ve bunları satmayı deneyin, ne kadar ettiğini görün. Çok fazla etmediğini göreceksiniz. Gerçekten birşeyler yapmaya başlayana dek, o parlak fikriniz sadece bir fikirdir. Ve herkeste de onlardan birer tane var.

Jason Fried & David Heinemeier Hansson, REWORK


Yeni özellikler eklemek üzerine

Posted: Şubat 19th, 2010 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Tasarım, Web Tasarımı | No Comments »

Eğer kullanıcıların ürünle ilgili kararlarımı yönlendirmelerine izin verseydim, gündelik kullanım kolaylığı ve ürünü şekilli gösterecek özellikler pahasına neredeyse hiç kimsenin kullanmadığı, koymuş olmak için konulmuş özelliklerle dolu kabarık ve darmadağın bir uygulama olurdu. Microsoft Word yada Firefox gibi.

Side effects of developing for yourself, Marco Arment, Instapaper’in yapımcısı.


Bandwidth of attention….

Posted: Aralık 15th, 2009 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Tasarım | No Comments »

“One of the critical things today is the bandwidth of attention. So you can keep up doing new things and imagine new devices with screens, provide lots of bandwidth to people. But at the end of the day what people have is a small amount of attention, and the problem with screens is that they require an exclusive attention span. … so putting more things on screens is maybe not the solution.”

- Rafi Haladjan, Lift Conference 08


Gelecek Veri Görselleştirmede …

Posted: Mayıs 20th, 2009 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İş | No Comments »

Günümüzde her gün daha fazla yerde, artarak, tüm canlı/cansız hareketleri, ilişkileri, işlemleri kaydediliyor.

Diğer yandan bu ilişkisel veri farklı çıkarımlar için kullanılıyor, analizlere karar verme mekanizmalarına destek görevi görüyor.

Veriler ne kadar çok artar ve detaylı hale gelirse bunların bir bütün halinde ele alınması, harekete geçmek için kullanılması da zorlaşıyor.

Veri görselleştirme, bu karmaşık verileri kolay anlaşılır hale getirmeyi hedefliyor.

Fırsat buldukça daha detaylı başlıklarla konuyu irdelemeye çalışacağım.


Ölçemezseniz, yönetemezsiniz.

Posted: Temmuz 11th, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İş | No Comments »

Bugün hala şirketlerin online iletişim yatırımlarının geri dönüşümlerini ölçümleriyle ilgili yerleşmiş, tutarlı bir stratejileri olmaması beni hayrete düşürüyor. Küçük ve orta düzeyde yöneticiler bu konuda daha ilgisiz olabilir ama cebinden para çıkan karar vericiler nasıl olur da harcadıkları paranın dönüşünü somut şekilde görmek istemez? Pazarlamacı, web sitesi loglarında +1 olarak görünen bir kaydın aslında etten kemikten bir insan olduğunu nasıl unutur, göremez?

Şirketlerin sadece hit ve ziyaretçi sayılarına baktıkları günümüzden, farklı iletişim kanallarındaki kullanıcılarla dokunuşlarını, kullanıcı davranışlarını ve rakiplerinin stratejilerini de içeren holistik bir yaklaşıma kavuştuğu günlerin yakın olmasını umuyorum.


Bir hikayeniz olsun!

Posted: Temmuz 6th, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İş | No Comments »

“We are in the twilight of a society based on data. As information and intelligence become the domain of computers, society will place more value on the one human ability that cannot be automated: emotion. Imagination, myth, ritual—the language of emotion—will affect everything from our purchasing decisions to how we work with others. Companies will thrive on the basis of their stories and myths. Companies will need to understand that their products are less important than their stories.”

—Rolf Jensen, Copenhagen Institute for Future Studies


Yönetim stratejisi olarak tasarım

Posted: Temmuz 2nd, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: İş | No Comments »

Her yerde iPhone’un konuşulduğu şu günlerde Bruce Nussbaum‘ın CEOs Must Be Designers, Not Just Hire Them. Think Steve Jobs And iPhone. yazısı günümüz dünyasında iş-tasarım ilişikisini çok iyi anlatıyor.

In the world of business, there is no value proposition left for most companies in controlling costs or even quality. All that outsourcing has leveled this playing field. Cost and quality are commoditized today, merely the price of entry to the competitive game. Design and design thinking—or innovation if you like–are the fresh, new variables that can bring advantage and fat profit margins to global corporations. In today’s global marketplace, being able to understand the consumer, prototype possible new products, services and experiences, quickly filter the good, the bad and the ugly and deliver them to people who want them—well, that is an attractive management methodology. Beats the heck out of squeezing yet one more penny out of your Chinese supply-chain, doesn’t it?


Deneyimin kendisi üründür

Posted: Temmuz 2nd, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Tasarım | No Comments »

Peter Merholz, BusinessWeek ve Core77′de yayınlanan makalesinde ( Business Week, Core77), herhangi bir ürün tasarlarken, odağın deneyim olması gerektiğini anlatıyor.

When you start with the idea of making a thing, you’re artificially limiting what you can deliver. The reason that many of these exemplar’s forward-thinking product design succeed is explicitly because they don’t design products. Products are realized only as necessary artifacts to address customer needs. What Flickr, Kodak, Apple, and Target all realize is that the experience is the product we deliver, and the only thing that our customers care about.


Kral çıplak

Posted: Nisan 13th, 2007 | Author: İsmail KIRTILLI | Filed under: Web Tasarımı | No Comments »

Kullanıcı merkezli yada kullanıcı odaklı tasarım dediğimiz model, genelde “Kullanıcı kraldır” sözünde anlamını bulur. Kullanıcı merkezli tasarımın özü kullanıcıları dinlemekten geçer; onların ihtiyaçlarını izlemek, taleplerini değerlendirmek ve buna göre tasarımı şekillendirmek bu modeli kısaca özetleyebilir.

“Kullanışlılık” konusu gibi, bu da oldukça hassas, insanların sorgulamaktan hoşlanmadığı, yaygın olarak siyah/beyaz gibi ele alınan bir konu:

  • Bir uçta sırtını kullanıcılarına dönmüş, deneysel websiteleri
  • Diğer uçta, tamamen kullanıcı taleplerine göre şekillenmiş çöp görünümlü forumlar, mesaj panoları, chat siteleri, mp3 siteleri gibi populist siteler …

Bu sitede, kullanıcı odaklı tasarımı öven ve savunan pek çok yazıyı zaten okudunuz, aynı konulara tekrardan girmeyeceğim. Bunun eleştirisi olabilecek yada konuyu ayaklarımız yere basacak şekilde sorgulamamıza yardım edecek bir görüş Don Norman’a ait.

Don Norman‘a göre, kullanıcı beklenti ve taleplerini körü körüne dikkate almak karmaşık tasarım sorunlarına neden olur;

  1. Farklı ihtiyaçlara hitap etmeye çalışırken, tasarım işlevinden uzaklaşabilir, tutarsız bir ürün haline gelebilir.
  2. Belli bir grup insanı dinlemek, ürünü bir grup için kullanışlı yapabilir, ancak ihtiyaçları, hoşlandıkları, sevmedikleri durumlara bağlı olarak başka grup için tasarımı daha karmaşık hale getirebilir.
  3. Belirli bir birey için yapılmış bir tasarım bugün doğru iken yarın yanlış olabilir. Aslında, temel başarı kriteriniz kullanıcı ise, bugün başarılı olan bir uygulama, daha fazla başarılı olamaz. Çünkü kullanım konusunda belli bir uzmanlık edindikten sonra, kullanıcılar başlangıç düzeyinde kullandıklarından daha farklı arayüzler talep edeceklerdir.
  4. Seçenekler konusundaki ikilem ve kişiselleştirme konusunda bahsettiğim özellik çöplüğü, ürünü daha karmaşık hale getirir.

Don Norman çözüm için şöyle diyor;

Bu noktada ihtiyacımız olan, önerileri işin gereksinimleri bağlamında inceleyecek ve değerlendirecek güçlü, otoriter bir tasarımcı. Gerektiğinde, talepleri göz ardı etmek zorunludur. Tutarlılık ve anlaşılırlık için bu gerekebilir. Bu bir ikilem de olsa, bazen kullanıcıları memnun etmenin yolu, onları görmemezlikten gelmekten geçer.

“Kullanıcıları dinle” tutarsız tasarımlar üretir. “Kullanıcıları görmezlikten gel” yetkili kişinin ürünle ilgili açık bir vizyonu yoksa, korkunç sonuçlar üretir… Evet, müşterileri dinleyin, ama her dediklerini yapmayın.