Logo öldü, yaşasın deneyim

Uzun süredir bakamadığım Giant Ant Design‘ın blogundan marka deneyimi, online deneyimlerimiz ve logo üzerine beni derin düşüncelere götüren kısa bir yazı;

Kim olduğunun, kendini açıkça nasıl sunduğunla değil, giderek nasıl davrandığınla ilgili olduğu “davranış ekonomisi” dönemine giriyoruz. Evet, tüm davranışlarımız kendimizi ifade şeklimizle ilgili, ancak, bence Flickre bir fotoğraf göndermek bir kıyafet seçmekten oldukça farklı. Öyleyse, kameralı cep telefonlarımızla çektiğimiz görüntüler, bloglarımıza yazdıklarımız, Amazon’daki kitap eleştirileri ve eposta imzalarımız bizi biz yapıyorlar. Hele ki, ilişkilerimizin giderek daha büyük bir bölümünün asıl olarak online olduğunu düşünürsek, bu daha da önemli.

Kartvizitlerimizi değiş-tokuş yapmak yada el sıkışmak yerine, “vcard”ları değiş-tokuş ediyoruz. Yada, social ağ sitelerindeki kişilerin bilgilerine bakalım. Veri olarak zengin ama kişilik olarak zayıflar (bu uygulamalar aslında o kadar anti-sosyal ki, insanları birkaç seçenek ve etiketle tanımlamaya çalışıyor), öyleyse tekrar ediyorum, veri yapıları içerisine (kullandığımız etiketler, MSN durum mesajları ve benzeri ile) kişiliğimizi entegre etmenin yollarını bulmalıyız. Ancak, gayri-insanîleştirilmeye yönelik bu insan direnişine rağmen, giderek birbirimizi online davranışımızla tecrübe eder olduk.

Bütün bunlar, kurumsal markalaşma dünyasında (biraz erken de olsa, doğru olduğunu düşünüyorum) “logonun ölümü” ve müşterilerin markayla ilişkilerinin ölçüsü bağlamında deneyimin yükselişiyle paralellik gösteriyor. (vurgu benim)

This entry was posted in Toplum. Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>