Webi nasıl kullanıyoruz?
by İsmail KIRTILLI
İşe yarar bir tasarım yapmada bütün kullanışlılık teorilerinin ötesinde “user experience”, insan psiklojisi ve genel davranış biçimleri de oldukça önemli. Steve Krug “Dont Make Me Think” adlı kitabının 4.3′üncü bölümünde özellikle bundan bahsetmiş.
Biz siteleri tasarlarken, insanların sayfalara dikkatle bakacağını, itina ile hazırladığımız metinleri dikkatle okuyacağını, herşeyi nasıl yerli yerinde iyice düzenlediğimizi farkedeceklerini ve bir linke tıklamadan önce onlara sunduğumuz seçenekleri iyice tartıp, düşüneceklerini varsayıyoruz.
Ancak gerçek biraz daha farklı. Kullanıcılar genelde sayfalara şöyle bir göz ucuyla bakıyor, metinlerin bazı ksımlarını okuyor, ve aradıkları şeye benzeryen yada ilgilerini çeken bir link gördüklerinde ona tıklıyorlar. Genelde sayfanın büyük bölümüne bakmıyorlar bile.
Krug’a göre, etkili web sayfaları tasarlamak istiyorsak, webin kullanımıyla ile ilgili 3 şeyi bilmemiz gerekiyor:
#1: Kullanıcılar sayfaları okumuyor, göz atıyor.
Webin kullanımıyla ilgili gerçeklerden birisi, okumak için çok az zaman harcadığımızmış. Çünkü, okumak yerine gözümüze takılan yada ilgimizi çeken kelime yada paragrafları okumayı terchi ediyoruz. Haberler, ürün açıklamaları gibi bilgiler içeren dokümanlar genelde daha özenle okunuyor, ancak buna rağmen, eğer doküman birkaç paragraftan uzun ise, bu tarz dokümanların bile çıktısını alıp kağıttan okumayı tercih ediyoruz.
Niye sadece göz atıyoruz?
- Genelde hep telaşla dolaşıyoruz webte. Krug’a göre, web kullanımının çoğu zaman tsarrufu amaçlıymış. Gerekli olduğundan fazlasını okumaya vaktimiz yokmuş.
- Herşeyi okumamız gerekmediğini biliyoruz. Sayfaların çoğunda sadece sayfadaki bir konunun ufak bir parçasına dikkatimizi veriyoruz. Şöyle bir göz gezdirerek ilgimizi çeken noktaları yakalmaya çalışıyoruz.
- Bu konuda oldukça iyiyiz. Gazeteleri, dergileri kitapları yaşamımız boyunca hep böyle okuyoruz ve bunun işe yaradığının farkındayız.
Bir web sayfasında baktığımızda gördüklerimizi daha çok kafamızda olanlarla ilgili oluyor. Bu ise genelde sayfanın bütününde anlatılanın sadece bir parçası oluyor.
özetleyecek olursak;
(a) amacımıza yönelik,
(b) mevcut ilgilerimize dair,
(c) sinir sistemimizi yada dürtülerinizi harekete geçiren kelimelere karşı -örneğin “Free,” “Sale,” ve “Sex.”- daha fazla ilgi gösteriyoruz.
#2-En iyi seçeneği seçmiyoruz, aklımıza yatanı seçiyoruz.
Bizler siteleri tasarlarken, kullanıcıların sayfanın tümünü okyacağını, bütün seçenekleri gözden geçirip en uygun olanını seçeceklerini düşünüyoruz. Gerçekte ise, çoğu zaman en iyi seçeneği seçmiyoruz, bize o an için en makul gelen şeyi seçiyoruz. Aradığımız şeye benzeyen, yada bize onu çağrıştıran bir link gördüğümüzde ona tıklayıveriyoruz.
Peki niye web kullanıcıları en iyi seçeneği aramıyorlar?
- Genelde acelemiz var. Seçenekleri üzerinde düşünmek zor, ve zaman alıyor.
- Yanlış seçimler için çok fazla bir ceza yok. Bir web sitesindeki yanlış seçim için en büyük ceza bir iki fazla tıklama yada “back” butonuna birkaç kez basmak olabilir.
- Seçenekleri değerlendirmek için zaman harcamak her zaman şanısmızı arttırmaz. Özellikle kötü tasarlanmış sitelerde, en iyi seçimi yapmak için gösterilen çaba gerçekte size hiç te yardım etmeyecektir zaten. Bu yüzden, ilk aklınıza geleni seçip, daha sonra “back” butonunu kullanmak daha kolay gelmektedir.
- Tahmin etmek daha eğlenceli.Seçenekler üzerinde kafa yormaktan daha az çaba gerektiyor ve eğer doğru ise daha da hızlı oluyor. Ve bir tür şans işin içine girdiğinden, sonuçta surpriz yada heyecan verici bir şey bulma ihtimâli var.
Tabii ki, bu kullanıcıların karar vermeden önce hiç düşünmedikleri anlamına gelmiyor. Bu genelde kafalarında ne olduğuna, o sırada ne derece baskı altında olduklarına yada site ile ilgili kendilerine ne derece güven duydukları gibi kriterlere göre değişebiliyor.
#3-İşlerin nasıl işlediğini anlamıyoruz, daha çok günü kurtarıyoruz.
Websiteleri yada yazılımlar ile ilgi yapılan kullanışlılık testlerinde ortaya çıkan en büyük gerçeklerden brisi insanların hergün kullandıkları araçları, hiç anlamadan yada nasıl çalıştıları konsunda yanlış düşüncelerle kullandıklarıdır.
Herhangi bir tür teknoloji ile karşılıldığında, çok az kişi izlenmesi gereken notları dikkate alarak işe başlıyor. Onun yerine, deneme-yanılma yöntemiyle işe başlanıp herşeye rağmen aracın çalıştırılması sağlanıyor. Sonuçta da aracın çalışma biçimi konusunda hikayeler uyduruluyor.
…